// SEFA YAMAK · V.2026CANLI
SEFA YAMAK
Siyah-beyazın aldığı şey
6 dk okuma·2025-04-06

Siyah-beyazın aldığı şey

Hem renkli hem siyah-beyaz çalışırım, ve insanlar bazen nasıl karar verdiğimi sorar. Dürüst cevap şu: karar vermekten çok, resmin neye dair olduğunu fark ederim, sonra rengin yardım mı ettiğini yoksa onun üstüne mi konuştuğunu sorarım.

Renk bilgidir. Bu hem armağanı hem sorunu. Kırmızı bir sarık, yeşil bir sari, şafakta bir alındaki altın — bunlar bir fotoğrafın var olma sebebinin tamamı olabilir, ve onları söküp atmak özneyi çöpe atmak olur. Hindistan işi renkli, çünkü Hindistan'da renk dekorasyon değil; insanların kumaşla konuştuğu dildir.

Ama çoğu zaman renk, portrenin dair olmadığı bir şeyi anlatır. Duvarın belirli bir yeşil olduğunu, kazağın belirli bir mavi, ışığın belirli bir saat olduğunu söyler. Hepsi doğru, hepsi gerçek, ve hepsi yolda. Kendimi bir yüze bakarken çevresindeki şeylerin rengiyle dikkatim dağılmış bulduğumda, işte o resim siyah-beyaz olmak ister.

Siyah-beyaz, ne derlerse desinler, dram eklemez. Bir katmanı kaldırır. "Her şey ne renkti" sorusunun cevabını alır götürür, böylece geriye yalnızca önemli sorular kalır: ışık nereden geliyor, bu insan ne düşünüyor, eller ne yapıyor. Ton, biçim, bakış. Bir yüzün dilbilgisi.

Anadolu serisinde, ellerini boğazında kavuşturmuş yaşlı bir kadının, kapalı bir yerde koyu bir kumaşın önünde yapılmış bir portresi var. Renkliyken kahverengi bir hırkanın ve krem bir yazmanın resmiydi. Siyah-beyazken seksen yıl çalışmış bir çift elin resmi oldu. Aynı kare, aynı saniye. Bir versiyon yüne dairdi. Diğeri bir hayata.

Yani bir kuralım yok. Bir sorum var, ve onu her kareye sorarım: rengi alırsam, özneyi kaybeder miyim yoksa bulur muyum? Cevap, fotoğrafın baştan beri ne olmak istediğini söyler.

Blog'a Dön