
İstanbul'da fotoğraf çekilecek en iyi yerler: bir fotoğrafçının kendi rehberi
Kısa cevabı isterseniz: insan ve doku için Balat ve Süleymaniye'nin arka sokakları, ışık ve hareket için Galata ve Karaköy, kalabalık ve curcuna için Eminönü ve Mısır Çarşısı, gerisi için de bir Boğaz vapuru. Erken çıkın. İnsanlarla konuşun. Herkesin çektiği o lale-tramvay karesine hiç bulaşmayın.
Ben Sefa Yamak. Yıllardır bu şehri fotoğraflıyorum ve hâlâ çoğu zaman ıskalıyorum. İstanbul sizi beklemez. Işık değişir, kalabalık kayar, biri kepenk açar ve bir bakmışsınız karenin bütün rengi değişmiş. Zaten işin keyfi de burada. Gerçekten gittiğim yerleri ve oralarda çeke çeke öğrendiklerimi anlatayım.
Balat ve Fener
Balat'ı artık herkes biliyor. Renkli evler her gezi hesabında var ve evet, fotoğrafı güzel çıkıyor. Ama buranın iyi fotoğrafları o evler değil. Yokuşta ekmek taşıyan adam, park etmiş arabaların arasında koşturan çocuklar, penceresinden sokağı seyreden teyze. O meşhur merdivenin önünden geçip yukarıdaki sessiz sokaklara çıkın. Balat'ın hâlâ bir dekor değil de mahalle gibi durduğu yer orası.
En iyi ışık sabahın erken saatlerinde, tur grupları ona doğru inmeden önce. Alçalan güneş tepelerden süzülüp pastel duvarlara yandan vuruyor; böylece düz bir kartpostal rengi yerine gerçek gölge ve hacim elde ediyorsunuz. Öğleden sonranın sonu da olur ama sabahlar daha sakin, insanlar da daha rahat oluyor.
Süleymaniye ve arka sokakları
Cami en bariz özne ve bu ilgiyi hak ediyor. Ama bir de sırtınızı ona dönüp arkasındaki sokaklara girin. Süleymaniye'de eski ahşap evler, çay bahçeleri, her köşede kediler, tavla oynayan amcalar var. Portre için en sevdiğim yerlerden biri, çünkü hayat burada sokakta akıyor ve kimse kameraya poz vermeye çalışmıyor.
Kuşluk vakti gidin. Sokaklar dar, ışık duvarlar arasında sekiyor, o yüzden yüzlere sert gölge düşmeden yumuşak, sarmalayan bir ışık oturuyor. Caminin kendisini çekecekseniz, avlu gün batımında sıcacık bir taş rengi ve uzun ışık veriyor. Buradan akşamüstü baktığınız Haliç manzarası da gerçekten güzel, klişe değil.
Galata ve Karaköy
Galata'yı İstanbul'da çekime yeni başlayanlara öneririm, çünkü küçücük bir alana çok şey sığdırıyor. Kule, suya inen dik sokaklar, kafeler, kalabalık. Hemen aşağısındaki Karaköy ise şehrin en iyi sokak fotoğrafçılığı noktalarından biri hâline geldi. Balıkçılar, vapur yolcuları, öğle arasına çıkan çalışanlar, yolunu şaşırmış turistler; hepsi suyun kıyısında birkaç sokakta iç içe geçiyor.
Karaköy'ü öğleden sonranın sonunda, altın saate doğru çekin. Güneş karşıdaki yarımadanın ardına inip herkesi yandan aydınlatıyor. Vapur çıkışlarının yanına geçip bekleyin. İnsanlar dalga dalga, arkadan ışık alarak, acele acele çıkıyor. En sevdiğim karelerimin bir kısmı işte bu: vapurdan inip ışığın içine yürüyen insanlar.
Eminönü ve Mısır Çarşısı
Eminönü gürültülü ve dağınıktır, ben de tam bu yüzden severim. Vapurlar, güvercinler, simitçiler, Galata Köprüsü'ne doğru akan kalabalık. Yanı başındaki Mısır Çarşısı renk, buhar ve insan kaynıyor, o yüzden temiz bir kare almak zor. Acele etmeyin. Girişe yakın, ışığı güzel bir tezgah seçin ve her şeye kare yağdıracağınıza doğru anı, doğru müşteriyi bekleyin.
Galata Köprüsü tek başına bir günlük fotoğraf demek. Üstte balıkçılar, altta lokantalar, yanından geçip giden vapurlar. Köprüden Süleymaniye ve Yeni Cami'ye bakan gün batımı şehrin en çok fotoğraflanan manzaralarından biri, boşuna değil. Kendi açınızı bulmaya çalışın. Yalnızca silueti değil; balıkçıların ellerini, oltaların çizgisini, gölgeleri de çekin.
Kadıköy, öbür yaka
Bir de Anadolu yakasına geçin. Kadıköy daha genç, daha rahat, daha az turistik ve çoğu İstanbullunun vaktini asıl geçirdiği yer. Çarşı, plakçılar, Moda'daki barlar, insanların eski şehrin üstüne batan güneşi izlediği sahil. Turistik hâlinden çok gerçek İstanbul'u anlatan bir sokak fotoğrafçılığı istiyorsanız cevabım burası.
Karşıya geçen vapurun kendisi gitmenin yarı sebebi. Açık güverteye oturun, bir çay söyleyin, tekneyi kovalayan martıları izleyin. Öğleden sonranın sonunda sudaki ışık yumuşacık ve şehir silueti arka planda öylece duruyor. Yirmi dakikalık bir yolculukta portresini de, martısını da, çay bardağını da çekip çıkabilirsiniz.
Çatılar ve yüksekten manzaralar
İstanbul'un bir çatı kültürü var; Beyoğlu ve Karaköy'deki bazı kafe ve oteller bir kahve parasına sizi yukarı çıkarıyor. Klasik manzara, gün batımına karşı minareleriyle uzanan eski şehir silueti. Klişe, ama güzel olduğu için klişe. Çekecekseniz gün batımından hemen sonraki mavi saati bekleyin; gökyüzü koyulaşır, camiler ışıklanır. Beklemeye değen on dakika işte odur.
İnsanları incitmeden nasıl fotoğraflarsınız
Bu, her mekandan daha önemli. İstanbul'da her köşeden bir yüz çıkar ve insanları birer dekor gibi görmek çok kolaydır. Görmeyin. Önce bir selam verin, gülümseyin, hele yakın bir portre çekecekseniz bir izin isteyin. Karşınızdaki fotoğrafının çekilmesini açıkça istemiyorsa kamerayı indirin. Bir baş selamı, iki laf, çayınızı çekmek istediğiniz kişinin ocağından içmek; bunların hepsi hem daha iyi kareler hem de herkes için daha keyifli bir gün demek.
Dürüst tavsiyem: az ama iyi kare çekin. Bu şehir sabrı ödüllendirir, makineli tüfek gibi çekmeyi değil. Bir yerde durun, ışığın nasıl düştüğünü izleyin ve o ışığa yakışan kişinin karenin içine girmesini bekleyin. Bütün mesele bu.
Sık Sorulan Sorular
İstanbul'da fotoğrafa yeni başlayan biri nereden başlamalı? Galata ve Karaköy'den başlayın. Her şey birbirine yakın, öğleden sonra sudan gelen ışık çok iyi ve tek bir yürüyüşte sokağı, insanı ve silueti bir arada bulursunuz. Oradan Eminönü'ne, oradan da köprüyle karşıya geçebilirsiniz.
İstanbul'da fotoğraf için günün en iyi saati hangisi? Balat ve Süleymaniye gibi sakin mahalleler için sabahın erken saatleri; su ve köprüler için öğleden sonranın sonu ve altın saat. Gün batımından hemen sonraki mavi saat ise siluet ve çatı kareleri için biçilmiş kaftan. Öğle ışığı serttir, kalabalık da yoğun olur.
Sokakta insan fotoğraflamak uygun mu? Genelde evet, ama saygılı olun. Samimi davrandığınız ve gizli saklı çekmediğiniz sürece çoğu insan rahat karşılar. Hele yakın portrelerde, fırsat buldukça sorun ve biri hayır dediğinde mutlaka durun. Bir gülümseme, iki tatlı söz çok yol açar.
İstanbul'da fotoğraf çekmek için izin gerekir mi? Sıradan sokak ve gezi fotoğrafçılığı için gerekmez. Halka açık sokaklarda, çarşılarda ve vapurlarda serbestçe çekebilirsiniz. Bazı camiler biraz dikkatli olmanızı rica eder; ışık ve ekiple yapılan ticari çekimler izin isteyebilir, ama elinde kamerayla dolaşan birinin sorunu olmaz.
Klişe turist karelerine düşmeden nerede çekebilirim? Anadolu yakasında Kadıköy ve Moda'ya geçin ya da o meşhur merdiveni çekeceğinize Süleymaniye ve Balat'ın arka sokaklarına dalın. Klişeler tur gruplarının durduğu yerde yaşar. İki sokak öteye yürüyün, gerçeğini orada bulursunuz.
İlgili hizmetPAM Istanbul ile İstanbul'da çekim ve prodüksiyon — işlere göz atın veya bir brief gönderin.