
Fotoğrafta doğal poz vermek: bir fotoğrafçının rehberi
Fotoğrafta donuk görünmeyi bırakmanın en hızlı yolu, kıpırdamadan durmayı bırakmak. Çoğumuz kamera kalkar kalkmaz donup kalırız ve garip görünmemizin asıl sebebi işte bu donukluk. Biraz kıpırdar, ağırlığınızı bir ayaktan diğerine kaydırır ve nefesinizi normal almaya devam ederseniz, bedeniniz iyi bir gününüzdeki hâlinize benzeyen doğal duruşlara oturur. İşin bütün sırrı bu; aşağıdaki her şey sadece ayrıntı.
İstanbul'da her hafta gerçek insanları fotoğraflıyorum. Manken değil; öğretmenler, mühendisler, çiftler, daha ilk iki dakikada bana kamera karşısında berbat olduğunu söyleyen insanlar. Ama neredeyse hiçbiri berbat değil. Sadece bugüne kadar kimse onlara ellerini ne yapacaklarını söylememiş.
Yüzünüzle değil, ağırlığınızla başlayın
Ağırlığınızı iki ayağınıza eşit dağıtıp omuzlarınızı objektife tam karşıdan dönük tuttuğunuzda vesikalık gibi çıkarsınız: düz ve biraz da savunmada. Bunun yerine ağırlığınızı arka ayağınıza verin, ön dizinizi hafifçe gevşetin. Bedeninizi kameradan otuz derece kadar yana çevirirken yüzünüz kameraya dönük kalsın. Bu küçük dönüş size bir bel, bir hat, tam bir anın içinde yakalanmış olma hissi verir; hazır ol vaziyetinde dikilmiş gibi değil.
Oturarak çekimde de aynısı geçerli. Sandalyeye sırtınızı dayayıp gömülmeyin. Biraz öne gelin, kollarınızı dizlerinize ya da masaya koyun, omurganız dümdüz bir tahta olmaktan çıksın. O zaman beden canlı ve o ana dahil görünür.
Ellerinizi ne yapacaksınız
Çoğu insan işi ellerde bozar, çok da iyi anlıyorum. İnsan bir anda, kapıda eline tutuşturulmuş iki yabancı cisim gibi hisseder onları. Bu yüzden herkese şunu söylüyorum.
Ellerinize bir iş verin. Bir şeye dokunun: ceketinizin yakasına, saçınıza, çantanızın askısına, masanın kenarına, kendi kolunuza. Küçük bir işle meşgul olan eller rahat görünür; boşlukta asılı kalan eller gergin.
Gevşek tutun. Rahat bir elde hafif bir kıvrım vardır, parmaklar birbirinden azıcık açıktır; ne yumruk ne de kaskatı düz. Elin kameraya geniş ve ağır çıkan düz sırtını değil, yan tarafını gösterin. Cebe koymak sorun değil, ama başparmağınızı dışarıda bırakın ki eliniz cebe gömülmüş gibi durmasın.
Herkesin yanlış yaptığı çene hilesi
Çeneyi kaldırmak insana kendinden emin hissettirir, o yüzden herkes abartır ve sonunda kamerayı burun deliklerine tutmuş olur. Oysa çoğu yüze asıl yakışan şey, içgüdünüzün tam tersi. Alnınızı hafifçe kameraya doğru uzatın, çenenizi aşağı ve azıcık öne alın; çok hafif bir kaplumbağa hareketi gibi. Yaparken saçma gelir, ama sonuç harika olur. Çene hattını belirginleştirir ve herkesin dert ettiği o gıdıyı ortadan kaldırır.
Bana güvenin diye aynanın karşısında bir kez deneyin, sonra çekim günü bütün bu mekaniği aklınızdan çıkarın. İyi bir fotoğrafçı zaten sizi usulca oraya yönlendirir.
Bütün fotoğrafı bakışınız taşır
Cansız bir bakış, aslında güzel olan bir kareyi mahveder. Çözüm, bir şey düşünmek. Ama gerçekten. Fotoğrafçılar gözdeki o parıltıya ışık noktası der; gelgelelim o ışık, ancak arkasında bir şey varsa bir anlam ifade eder.
Sürekli başvurduğum bir yöntem var: İnsanlardan gözlerini kapatmalarını, yavaşça bir nefes almalarını ve ben deklanşöre basacağım anda açmalarını istiyorum. Bu, yüzü sıfırlıyor ve gülümsemeyi fazla tutmaktan gelen o buğulu, dalmış bakışı yok ediyor. Gözlerinize sıcaklık gelsin istiyorsanız, bir saniyeliğine objektifin hemen üstüne bakın, sonra tekrar objektife dönün. Gülümserken de belirli bir şeye gülümseyin: bir anıya ya da kameranın dışındaki birine. Hiçbir şeye yöneltilmiş gülümseme, sonuçta tam da hiçbir şeye yöneltilmiş gibi görünür.
Poz vermek yerine hareket edin
En çok önem verdiğim kısım burası. Poz, tek ve donmuş bir konumdur; an ise canlıdır. Bu yüzden insanlardan kıpırdamadan durmalarını değil, bir şeyler yapmalarını isterim. Bana doğru yürüyün ve son anda başka yöne bakın. Saçınızı geriye atın. Gülün, sonra yüzünüzü birden kapatmak yerine gülüşün yavaşça sönmesine izin verin. Üçe kadar sayarken başınızı omzunuzdan objektife çevirin.
Bütün bunlar bana bedenin doğal şeyler yaptığı yirmi kare kazandırır ve o karelerden biri aradığım kare olur. Donuk hâl ise size yalnızca tuttuğunuz pozu verir; o da zaten donuk görünen pozun ta kendisidir. Üstelik hareket, elleri, ağırlığı ve çeneyi tek seferde çözer; çünkü hareket hâlindeki beden, altı ayrı talimatı ezberlemeye çalışan bedenden çok daha doğal yerleşir.
İyi bir fotoğrafçı sizi nasıl yönlendirir
Bunu kafanızın içinde tek başınıza çözmeniz gerekmiyor. İşimin bir kısmı, doğrusu büyük kısmı, ilk beş dakikayı kolaylaştırmak; ki yüzünüz gevşemeye vakit bulsun. İlk üç karede kimse kendine benzemez. Bunu bilirim ve o karelerin arasından çekmeye devam ederim.
İyi yönlendirme somut ve fizikseldir. "Rahatla" ya da "doğal ol" gibi değil; bunlar insanı daha da geren, işe yaramaz sözlerdir. İyi yönlendirme daha çok şuna benzer: "Ağırlık arka ayağa, çene biraz aşağı, şimdi pencereye bak." Küçük, elle tutulur ve seferinde tek bir şey. Bir fotoğrafçı durmadan size kameranın arkasını gösterip neyin yanlış olduğunu söylüyorsa, aslında size karşı çalışıyor demektir. Siz neyin işe yaradığını söyleyen birini isteyin; ki onu daha çok yapasınız.
Nelerden kaçınmalı
Kollarınızı gövdenize yapışık ve dümdüz kilitlemeyin; bu her yeri genişletir ve gergin gösterir. Gülümsemeyi bir iki saniyeden fazla zorla tutmayın, ekşiyip kalır. Çenenizi kıvrım oluşacak kadar içeri çekmeyin, ama burnunuzda kaybolacak kadar da kaldırmayın. Özellikle istemedikçe elleri belde o katı güç duruşunu bir kenara bırakın. Bir de lütfen kareler arasında özür dilemeyi bırakın: o tedirgin gülüş ve "pardon, bu işte çok kötüyüm" cümlesi sizi daha da geriyor. Bu işte kötü değilsiniz; sadece henüz doğru düzgün yönlendirilmediniz.
Sık Sorulan Sorular
Gerginsem fotoğrafta nasıl doğal görünürüm? Kıpırdamadan durmak yerine hareket edin ve nefes alın. Gerginlik kamerada donukluk olarak çıkar; ağırlığınızı kaydırmak, ellerinize bir iş vermek ve kareler arasında ufak hareketler yapmak o donmayı kırar. İyi bir fotoğrafçı da ilk birkaç dakikayı sizi bilerek gevşetmeye ayırır. O kısım sizin değil, onun işi.
Fotoğrafta ellerimle ne yapmalıyım? Boşta kalmış gibi değil, bir işle meşgul görünsünler diye ellerinize dokunacak ya da tutacak bir şey verin. Hafif kıvrımlı ve gevşek tutun, elin düz sırtı yerine kenarını gösterin; cebe koyacaksanız da başparmağı dışarıda bırakın.
Fotoğrafta gıdıdan nasıl kurtulurum? Alnınızı hafifçe kameraya doğru uzatın, çenenizi aşağı ve öne alın; hafif bir esneme gibi. Tuhaf hissettirir ama neredeyse herkeste çene hattını belirginleştirir ve gıdıyı yok eder. Göz hizanızın azıcık üstünden çekmek de yardımcı olur.
Neden her fotoğrafta donuk görünüyorum? Neredeyse her zaman tek ve donmuş bir pozu tuttuğunuz için. Donuk beden donuk görünür. Tuttuğunuz pozu hareketle değiştirin: yürüyün, dönün, gülün, başka yöne bakıp geri dönün ve bol bol kare çekin ki içlerinden doğal olanı yakalansın.
Kameraya mı bakmalıyım, başka yöne mi? İkisi de işe yarar; farklı duygular için ikisini de kullanın. Objektife bakmak bir bağ ve doğrudanlık kurar. Başka yöne bakmaksa daha samimi durur ve ana nefes aldırır. Ben bir çekimde ikisinin karışımını çeker, sonra seçerim.